denizin sesi  

Bodrum FM
Ekip
İletişim

Links

Arşiv        

Balık ve Balıkçılık
Denizlerimizdeki Tarih
Denizcilik Bilgileri
Duyurular
İlan Panosu
Portreler
Resmi Kuruluşlar
Sualtı Arkeolojisi
Süngerciler

Yelken Dünyası

e-mail    

e-mail gönder

schoolship_018.jpg (403544 bytes)

2001_02_22_schoolship09.JPG (200450 bytes)

2001_02_22_schoolship10.JPG (185686 bytes)

2001_02_22_schoolship17.JPG (199155 bytes)

2001_02_22_schoolship21.JPG (179977 bytes)

2001_02_22_schoolship34.JPG (199231 bytes)

2001_02_22_schoolship33.JPG (197175 bytes)

Bodrum okul gemisi


Bodrum Okul Gemisi ile Yeni Ufuklara Doğru

Cumhuriyet tarihimizin ilk yelkenli okul gemisi Bodrum denize indirildi. Gemi, BOSAV (Bodrum ve Karya Kültür, Sanat ve Tanıtma Vakfı) bünyesinde ve çeşitli kurumların finansal katkılarıyla inşa ettirildi. Özellikle yat turizminin her geçen gün daha fazla önem kazandığı ülkemizde, bu alandaki nitelikli eleman sayısı oldukça az. Yelkenli okul gemisinde denizcilik bilgilerinin sistemli bir yöntemle uygulamalı olarak, gençlere öğretilmesi hedefleniyor. Böylelikle yat turizmine daha faydalı elemanlar yetiştirilmiş olacak. 

Okul Gemisinde ne dersler veriliyor?

Eğitim kapsamında verilecek derslerin başlıkları şöyle sıralanıyor: Temel denizcilik bilgileri, genel kültür, navigasyon, yelken kullanımı, motor bakımı, turizm hizmeti, deniz sevgisi, deniz disiplini ve spor. Kurslarda ilkokul öğrencilerinden, teknelerde çalışmakta olan kaptan ve gemicilere kadar herkese eğitim olanağı tanınıyor. Kış aylarında kaptanlar ve gemiciler, yaz aylarında ise genel talepler ve üniversite öğrencileri için haftalık kurslar düzenlenmekte. Ayrıca, ilk ve ortaöğretim öğrencilerinin yan ısıra köy okullarından gemici olarak yetişmeye gelen gençlere tanıtım amaçlı günlük deniz gezileri yapılması planlanıyor. 

Bodrum okul gemisi otuz iki metre boyunda, yedi metre genişliğinde ve yüz ton ağırlığında. On altı kursiyer gemide yatılı olarak konaklayabiliyor. Eğitim çalışmalarına 2001 Mart ayından itibaren başlanması hedefleniyor.

Deniz Okulu katkılarınızla büyüyecek...

Yelkenli okul gemisinin inşaatının yedi yüz bin dolara mal olduğu belirtiliyor. Bu maliyetin altı yüz bin doları karşılanmış bulunuyor. Ancak denizlerde eğitim verecek bu yüzer laboratuarın birçok eksiği henüz tamamlanmış değil. Yetkililer, tatlı su makinası, yelken takımları, vinçler ve elektronik navigasyon gibi malzemeler için yüz bin dolara ihtiyaç olduğunu ifade ettiler.

Ayrıntılı Bilgi İçin: BOSAV (Bodrum ve Karya Bölgesi, Kültür, Sanat ve Tanıtma Vakfı)
Tel/Faks: 0252 313 3463

Eski Yelkenli Okulların Tarihçesi'nden Notlar

Yıllar önce Deniz Kuvvetleri dergisinde Kurm. Alb. Samim Çağatay'ın yazdığı makale, eski zamanlardaki okul gemilerine verilen değeri göstermesi açısından ilginç. Sizlere bu yazıdan dikkate değer bazı bölümlerden alıntılar sunuyoruz:

"Bilinen en eski okul gemimiz 'Hüdavendigar' gemisi, 1872'de deniz öğrencilerini Tunus ve Trablus sahillerine götürüyor. İkinci yelkenli okul gemisi ise 1477 tonluk ve 6 toplu 'Muhbir'i Sürur' gemisi. Hüdavendigar gemisine göre daha yenice olan bu gemi, Amerika'da inşa edilmiş ve Mısır yönetimini tarafından satın alınarak donanmaya verilmiş. 10-12 mil sürat yapabilen gemi, tam bir asır önce öğrencilerini alarak, 10 Ekim 1873 günü İstanbul'da hareket edip, Bombay'a varıyor. 1874'te bu sefer Süveyş'ten Akdeniz'e çıkıyor. Fakat İstanbul'a dönmeyip Akdeniz'de İzmir, Edirne, Bursa ve Muzaffer isimli korvetlerimizle buluşarak, bunlarla birlikte Bozcaadalı Hasan Hüsnü Paşa komutasında, tamamen yelkenlerle açılmak gayesiyle Afrika sahillerine iniyor.Derne, Tunus ve Trablus limanlarını ziyaretten sonra nihayet İstanbul'a dönüyor.

Deniz talebeleriyle bir yıla yakın denizde dolaşan bu geminin Hindistan seferi için yazılmış öyküsü 'Deniz Mektepleri Tarihçesi'nde daha detaylı olarak mevcut olduğu için artık burada tekrarında bir fayda görmüyorum. Fakat o tarihte donanmamızda rüzgara gemicilik ve yelkencilik bakımından ne derece önem verildiğini anlatabilme bakımından şu kısa pasajı eklemeyi faydalı buldum...
Muhbir'i Sürur doğruca Bombay'a gitmek amacıyla Umman Denizine dalmıştı. Mevsim rüzgarı şiddetle pruvasından esiyordu. Yekenle ileriye gitmek olanaklı değil gibiydi; hatta yalnız yelken sarılmakla kalmayıp çubuklar da arya edildi. Makine son kuvvetle çalıştırıldı. Bütün gün ve gece yola devam edildi. Ertesi sabah Aden'in çıplak dağları iskele kıç omuzluğu yönünde hala seçiliyordu. O gün de makineyle gidilmeye devam edildi. Enginde makine çalıştırmak, talimatnameyle yasaklanmıştı; fakat Arabistan'ın güneyinde koca Umman Denizinin ufuksuz bir noktasına Muhbir'i Sürur'u bu yasağa karşı geldiğini kim görecekti?

Öğleden biraz önce pruvada bir yelken göründü; Muhbir'i Sürur'a karşı esen sert rüzgarın önüne düşmüş, hızlıca akıp geliyordu. Yaklaştığı zaman bu geminin Muzaffer korveti olduğu anlaşıldı. Uzak denizlerde Türk Bahriyesinin varlığını gösteren bu tesadüf, gemide büyük bir gurur ve sevinçle karşılandı. Ama kötü şans, gemiyi hiçbir amirin göremeyeceği zannedilen Umman Denizinin ortasında bile yakayı ele verdirtmişti. Komodor 'Basra'yı teftişten geliyordu, buradan Karadeniz'e geçeceklerdi. 'Allah Selamet versin' işaretini kaldırıp tekrar seyre devam ederken, okul gemisi işaretle teşekkür ederek onu selamladı, sonra aksi rotalar üzerinde ilerleyen iki gemi birbirini kaybetti...'

Ertuğrul gemisi, üçüncü yelkenli okul gemimiz oluyor. Bu gemi aslında bir okul gemisi olarak inşaa edilmemişti ama, Japonya'ya yapacağı seyahat için okul gemisi olacak şekilde tadil edilmişti. Bilindiği gibi deniz talebelerini alarak, 1889 yılında İstanbul'dan hareketle Kızıl Deniz yolundan Yokohama limanına 7 Haziran 1890'da vardı.

Buradan 14 Eylül 1890'da ayrılarak yurda dönerken tayfuna yakalandı ve 16 Eylül günü sulara gömüldü gitti. Bu şansız gemimizin seyahati ve acı kaybı hakkında daha fazla bilgi vermeyi gereksiz görüyorum Fakat burada söylenilmesi ve üzerinde durulması gereken bir nokta var ı da, bu tarihlerde görüldüğü gibi ahşap teknelerle açık denizlerde yıllarca süren yelkenli yolculukta, deniz talebelerinin yelkene ve gemiye olan alışkanlıklarının ve eğitim seviyelerinin ne derece yüksek oluşudur. Bıkmadan aylarca denizde kalmak, yelken yapıp, yelken sarmak ve yelkenle manevra yapmak herhalde bizlerin görmediği ve bilmediği çok zevkli bir yelken gemiciliğiydi...


Kaynak: BOSAV Basın bülteni, Deniz Kuvvetleri Kitabı


 

Türkiye'de Sualtı Arkeolojisi: Gelidonya Batığı >>